İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.085.716 ▲ %0,23
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

Boyun Eğmeyen Hukukçular'dan tepki: 'Ankara Baro Başkanının avukatlar gözaltındayken ortadan kaybolması utanç verici'

Haber Merkezi

Ankara Barosu 69. Olağan Genel Kurulu'nda söz alan Boyun Eğmeyen Hukukçular, baronun işçi avukatları görmezden gelen piyasacı çizgisine, NATO Zirvesi ve işçi direnişlerindeki apolitik tutumuna tepki gösterdi. Yapılan konuşmalarda, "Onlarca avukatın gözaltına alındığı Ankara'nın krizli günlerinde Baro Başkanının ortadan kaybolması utanç vericidir" denildi.

Ankara Barosu'nun iki gün sürecek 69. Olağan Genel Kurulu, Nâzım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde dün başladı. 

Genel kurulda baro başkanlığı için dört aday yarışıyor. Avukat Hakları Grubu Ankara'nın adayı Funda Şahin, Demokrat Avukatlar Değişim Grubu'nun adayı Mehmet Zeki Kaplan, Demokratik Sol Avukatlar Grubu'nun adayı Elçin Özge Şimşek Çağlayan ve Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu'nun (TÜMAG) adayı Doğukan Kozan'ın pusulada yer aldığı sürecin ilk gününde, çalışma raporları üzerine görüşmeler ve grup konuşmaları yapıldı. 

Bugün ise saat 09.00'da başlayan baro organlarının belirleneceği oy verme işlemi 17.00'ye kadar devam edecek.

Genel kurulun ilk gününde, Boyun Eğmeyen Hukukçular adına yapılan iki konuşmada, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik tablo ile yargı ve avukatlık mesleğindeki çürümeye dikkat çekildi.

Boyun Eğmeyen Hukukçular adına söz alan Avukat Talha Nedim Asan ve Avukat Deniz Aksoy, baronun emekçilere, işçi avukatlara ve siyasi mücadeleye sırtını dönen mevcut pratiklerini eleştirdi.

 Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.

ABONE OL

'İşçi avukatlar, patronlarını zenginleştirmek için hafta sonu mesaisinde'

Boyun Eğmeyen Hukukçular adına ilk konuşmayı yapan Avukat Talha Nedim Asan, Türkiye'nin cumhuriyet tarihinin en ağır hukuk ihlallerini yaşadığını ve halkın derin bir yoksullukla boğuştuğunu hatırlatarak sözlerine başladı. 

Geçtiğimiz haftalarda Anayasa Mahkemesi önünde "Para için değil, onurum için" diyerek intihar eden emekliye atıfta bulunan Asan, memleketin içinde bulunduğu bu karanlık tabloyu görmezden gelerek avukatlık mesleğinin tartışılamayacağını vurguladı.

30 bine yakın üyesi olan Ankara Barosu'nun genel kuruluna katılımın çok düşük olduğuna dikkat çeken Asan, bunun sınıfsal nedenini şu sözlerle açıkladı:

"Çünkü baronun asıl çoğunluğunu oluşturan işçi avukatlar, şu anda cumartesi günü mesai yaparak patronlarını zenginleştirmeye devam ediyorlar ve genel kuruldan çıkacak sonuca dair bir merak taşımıyorlar. Hafta sonu bile mesaiye zorlandığı için genel kurula irade koyamayan, ümidini yitirmiş binlerce meslektaşımızın sesi olmak zorundayız."

Geçtiğimiz iki yılda meslektaşlarının büyük çoğunluğu kirasını ödeyemez, baro aidatını yatıramaz duruma düşerken; büyük hukuk bürolarının ve holding avukatlarının reklam yasağını da delerek servetlerine servet kattığını belirten Asan, baronun bu uçuruma müdahale etmek bir yana, ücretsiz adliye servisi gibi kısıtlı imkanları bile ortadan kaldırdığını ifade etti.

'Baro Başkanının NATO Zirvesi'nde ortadan kaybolması utanç vericidir'

Her iki konuşmacının da ortak vurgusu, Ankara Barosu'nun başkentte yaşanan hak mücadelelerinde ve toplumsal olaylarda takındığı pasif ve apolitik tutum oldu.

Boyun Eğmeyen Hukukçular adına ikinci konuşmayı yapan Avukat Deniz  Aksoy, yargının siyasi iktidarın "kırbacına" dönüştüğü bir ortamda baroların sadece avukatların değil, halkın haklarının da savunucusu olması gerektiğini hatırlattı. Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu'nun pratiklerini eleştiren Aksoy, geçtiğimiz temmuz ayında başkentte yaşanan NATO Zirvesi protestolarını hatırlatarak şunları kaydetti:

"Mustafa Bey bugün aramızdalar; zira 10 Haziran'da yapılan DSA ön seçimini kaybedince gerçek anlamda hayata küsen, üç ay daha Baro Başkanı olduğunu unutarak sosyal medyasını kültür ve eğlence turları yapan bir turizm şirketi gibi kullanan, NATO Zirvesi gibi onlarca avukatın hem eylemci hem de eylemcilerin avukatı olarak gözaltına alındığı Ankara'nın krizli günlerinde Ankara'da dahi olduğundan şüphe ettiğimiz şekilde ortadan kaybolması bizler için utanç verici olmuştur. Yönetimden başkaca meslektaşlarımızın bu gözaltılar ile ilgilenmiş olması, Baro Başkanının ilerleyen günlerde tatil yerlerinden felsefe kitapları okurken hamak temalı fotoğraflar paylaştığı bir apolitizmi kabullenemeyiz."

'Tuhaf videolar çeken bir baro değil, işçilerin hakkına sahip çıkan bir baro istiyoruz'

Baronun işçi direnişlerine karşı tutumu da eleştirilerin odağındaydı. 

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işçilerinin Kurtuluş Parkı'ndaki günlerce süren direnişi sırasında baronun etkili bir destek sunmadığı, yalnızca işçiler kazanım elde ettiğinde "afili fotoğraflar" çekilmek için alana gidildiği hatırlatıldı.

Benzer bir vurdumduymazlığın yeni adliye şantiyesinde de yaşandığına dikkat çeken Avukat Deniz Aksoy şöyle konuştu:

 "Rönesans Holding bünyesinde Ankara yeni adliye şantiyesindeki işçiler üç aylık ücretlerini alamadığı için çatıya çıkıp eylem yapmışlardır. Aynı şantiyede mayıs ayında bir iş cinayeti işlenmiş, haziran ayında da alacaklarını isteyen işçiler bıçak ve sopalarla darp edilmiştir. Biz, adliye inşaatının propagandasını yapmak için şantiye alanından, baro tesisine alınan kahve makinesi için baro odasından tuhaf videolar çeken bir baro değil; o adliyede çalışan işçilerin hakkını en önde savunup onlara sahip çıkan bir baro istiyoruz. Bu eleştirilerimiz tek başına başkan ya da birer birer yönetim kurulu üyelerine değil, yönetim açısından geliştirilen politik bakış açısınadır."

Baroya kamu zararı ve şirketleşme tepkisi

Boyun Eğmeyen Hukukçular, baronun kendi öz kaynaklarını ticari işletmelere peşkeş çektiğini ve kamucu bir anlayıştan tamamen koptuğunu da rakamlarla ortaya koydu. Avukatların işçileştiği, birçoğunun primini ödeyemediği için sağlık güvencesinden yoksun kaldığı bir dönemde baronun ücretli eğitimlerle gelir elde etmeye çalıştığı belirtildi.

Gölbaşı tesisi ve ABEM binası çevresinde yapılan sözleşmelere dikkat çekilen konuşmada, sosyal tesislerin ticari işletmelere değerinin çok altında kiralandığı ifade edildi. Aksoy, ABEM'deki kafenin tadilatı karşılığında bir kahve şirketiyle kira alınmayacak şekilde anlaşıldığını, ancak şirketin ruhsat alamayıp vazgeçmesi üzerine baro kaynaklarından şirkete 3 milyon TL ödeme yapıldığını belirtti. "Bunun belediyelerde yapılan ihale yolsuzluklarından hiçbir farkı yoktur" diyen Boyun Eğmeyen Hukukçular, denetleme kurulunun başvuruları sümen altı ettiğini belirterek mevcut yönetimi ibra etmeyeceklerini belirtti.

İşçi Avukatlar Merkezi'nin de işlevsizleştirildiğine değinilen konuşmalarda, merkezin iki yıl boyunca sadece üç kez toplandığı, işçi avukatların asgari ücretin altında çalıştırılmasına veya hak gasplarına ses çıkarmadığı, WhatsApp grubundan sadece bayram mesajı atılacak kadar pasif bir duruma düşürüldüğü aktarıldı.

'Siyasete müdahale etmezsek, siyaset hayatımıza müdahale eder'

Avukat Talha Nedim Asan konuşmasını, baronun patron avukatların sosyalleşme mekanı olmadığını belirterek şu sözlerle tamamladı: 

"Ankara Barosu; madenlerde işçilerin hak ettiği maaşı bile ödemeyecek düzeyde pervasız hale gelmiş holdinglere, halkın malını yağmalayan sermayeye, yayılma hevesiyle günden güne saldırganlaşan emperyalist güçlere karşı net ve ideolojik bir barikat olmak zorundadır. Geldiğimiz aşamada 'ben siyasetle ilgilenmiyorum' demek özellikle bir hukukçu için kabul edilebilir bir cümle değildir."

Boyun Eğmeyen Hukukçular adına yapılan her iki konuşma da, anayasal ve hukuki hakları gasp edilerek cezaevlerinde tutulan hukukçulara selam gönderilerek sonlandırıldı. Konuşmacılar; infazını tamamlamasına rağmen keyfi olarak cezaevinde tutulan ÇHD Onursal Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı'yı, AYM kararlarına rağmen serbest bırakılmayan Can Atalay'ı, kuyu tipi hapishanede tecritte tutulan Avukat Mehmet Pehlivan'ı ve ÇHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan'ı dayanışmayla selamlayarak, "Tutsak avukatların özgürlüğüne kavuştuğu, emek sömürüsünün sona erdiği, insan onuruna yaraşır bir hayatı birlikte tesis ettiğimiz güne olan inancımızla" mesajını verdiler.

soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Kaynak: Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…